Hastane Çıkışı "Loğusa Anne, Baba ve Bebek"

ANNE HANIM ve BEBEĞİ EVE DÖNÜYOR...



Evet, Anne Hanım, Gözünüz Aydın… İki – üç günlük hastane konaklamasından sonra evinize, ailenizin yeni üyesiyle birlikte giriş yaptınız. Bebeğinizle birlikte apartmanınıza girerken neşeyle soluduğunuz GÜL ve YASEMİN çiçeklerinin mis kokuları ve güzel yeşil görüntüler için tevazu gösteremeyeceğim; benim fikrimdi çünkü :)

Gördünüz mü? Bebeğiniz adına diktirdiğiniz o minik

LiMONi SERVi bile büyümüş. Limoni Servi’yi elinizle avuçlayın ve elinizi burnunuza götürün nasıl da limon koktuğunu göreceksiniz.

 Hele bahcenin golge bolumlerine ektirdiginiz ORTANCALAR simarmislar, bahceyi kaplamislar…


Peki peki anladım. Bir an önce yukarı çıkabilmek, bebeğinizi emzirmek ve dinlenmek istiyorsunuz.

Ama ben de söylemeden edemeyeceğim; bebeğiniz hayatı boyunca gül, yasemin ve limon kokusunu hep hatırlayacak…

Bu arada evinizin kapısında bir şeyler mırıldadığınızı duydum. Ah evet anladım…

Anneniz veya kayınvalideniz tarafından, evinize bebeğinizle birlikte ilk adımı atarken sağ ayağınızla ve besmele çekerek yapmanız tavsiye edilmiş belli ki... Ancak, besmele mi çekiyorsunuz, Annelere mi söyleniyorsunuz, belli değil…

Eve girdiğiniz anda gördüğünüz tanıdık yüzler sizi biraz olsun rahatlatmış olmalı.

Kucağınızdaki bebeğinizi güvenli bir yere koyduktan sonra, önce etrafınızdaki heyecanlı kalabalığa, sonra da evinize, sanki uzun zamandır yokmuşsunuz gibi göz attınız ve rahatladınız. Her şey bıraktığınız gibi…

Tek fark evinize artık ''Karı & Koca'' olarak değil, ''Anne & Baba & Bebek'' olarak girdiniz. Artık bebekli bir aile oldunuz.
Bu arada evinize girdiğiniz anda bebeğinizin ilk tepkisi ne oldu? Önce havayı solumuş, kokuları anlamaya çalışmış, sonra duyduğu sesleri algılamaya başlamıştır.

Bebeğinize hamile iken dinlediğiniz IQ ÇOCUK 0-12 YAŞ (ON MÜZİK) klasik müzik CD'sini koymanız iyi olmuş. Bebeğiniz karnınızda iken sık dinlediği için eve adaptasyonu daha çabuk olmuştur.

Hatırlayın lütfen; Yeni doğmuş bebeğiniz şu anda yanına iyice yaklaşmadıkça sizi göremiyor, konuşamıyor, kendini ifade edemiyor. Sadece kokulara, seslere ve size karşı hassas. Kendini güvende hissedebileceği tek yer, sizin kucağınız, sizin kokunuz ve sizin sesiniz olacaktır.

Siz de bunun farkında olmalısınız ki, bir an önce banyo yapıp, bebeğinizi emzirmek veya beslemek için acele ediyorsunuz. Sonrasında bebeğinizin altını temizlemeli, göbek bağına pansuman yapmalı ve temiz bir body ile tulum giydirmelisiniz.

Henüz eve geldiğiniz ilk gün bebeğinizi yıkama fikri korkutucu geldiğinden, bu işlemi ertesi güne bırakıyorsunuz herhalde. Bebeğiniz öylesine minik görünüyor ki, bir yerini incitirim diye çekiniyorsunuz belli ki...

Bu arada, evinizde, bebeğiniz konusunda size yardımcı olabilmek ve bebeğinizi sevip koklayabilmek için can atan insanlar var.

Hem de her biri güvendiğiniz için bizzat kendinizin çağırdığınız kişiler. Üstelik her biri de sizin verdiğiniz rolleri iyi üstlenmiş, hazır durumdalar.

Bu kişiler bebeğinizin genel bakımını yaparken, siz loğusa bunalımınızı rahatlıkla yaşayabilir, nazlanabilir, istediğinizi yiyip içebilirsiniz.

Üstelik, bu faydalı kalabalık, hastane çıkışınız için size güzel sürprizler hazırlamış. Bebeğinizi uyuttuktan sonra mutfağa geçmeye ne dersiniz?

Anneniz evinde, sizin için, kaybettiğiniz enerjiyi biraz olsun geri kazanabilmeniz adına, nefis bir sütlü tatlı yapmış ve getirmiş. Adı ''Yalancı Tavuk Göğsü''. Kısaca içinde tavuk olmayan enfes bir tatlı. Farkındayım, siz sütlü tatlı denince; Sütlaç veya Kazandibi hayal ediyorsunuz ama bu çok pratik ve lezzetli bir tatlı. Beni dinleyecek durumda olmadığınızı biliyorum ama siz afiyetle yerken, ben Annenizden aldığım tarifle, anlatmak istiyorum:

YALANCI TAVUK GÖĞSÜ

Malzemeler :

125 gr. Katı Margarin ( Daha sağlıklı olması için 100 gr. veya daha fazla lezzet için 150 gr. olabilir)
1 su bardağı Un
1 lt. Süt
1 su bardağı Şeker (Daha sağlıklı olması için 1 çay bardağı olabilir.)
1 Paket Vanilya
Tarçın

Yapılışı:
125 gr. katı margarin tencerede eritilir. Üzerine 1 su bardağı un atılıp hafif kavrulur. Üzerine ağır ağır 1 lt. süt dökülür ve karıştırılır. 1 su bardağı şeker ilavesinden sonra,vanilya atılır. Kaynayıncaya kadar karıştırmaya ve pişirmeye devam edilir. Sıcakken 15-20 dakika el blender veya mikser ile çırpılır. Yine sıcakken Borcam’a dökülür. Soğuduktan sonra üzerine Tarçın serpilir. Borcam’ın üzeri kapatılarak dolaba konur. İyice soğuduktan sonra kare dilimler halinde servis yapılarak afiyetle yenir.
Afiyet Olsun…

Nasıl Anne Hanım? Tatlıyı beğendiniz değil mi? İkinci tabağa geçtiğinize göre cevap zaten ortada. Annenizin Ellerine Saglik, Babanızın Kesesine Bereket derken, Kayınvalidenizin sürprizini görüyoruz.

Kayınvalideniz de hem sizin için, hem de gelebilecek misafirlere ikram etmek üzere meşhur ''Loğusa Şerbeti'' hazırlamış. Şurada, şık kristal sürahi içerisinde rengi ne de güzel duruyor.

**Günümüzde bazı yörelerde halen sürdürmekte olduğumuz, Eski Türk adetlerinden biri de Loğusa Şerbeti kaynatıp, gelen misafirlere dağıtmaktır. Ayrıca Loğusa Annenin de bu şerbetten içmesinin sütünün arttırdığına inanılırmış. Adete göre Loğusa Şerbetinin konduğu sürahiye doğan bebek erkek ise; Kırmızı Kurdele'', ''bebek kız ise; Kırmızı Tülbent'' bağlanır, şerbet bu şekilde ikram edilirmiş.**

Sizin için hazırlanmış bu şerbeti meraktan ve kayınvalidenizi kırmamak adına üstelik yaşına hürmetten içeceğinizin farkındayım. Zaten sütünüzü arttırdığı kısmı da Tıpta tartışılır. Ancak çok tatlı ve baharatlı bir şerbet olduğu için sizi bol susatacaktır.

Biliyorsunuz, doktorlara göre; sütü arttıran tek madde SU imiş…

Yine siz Loğusa Şerbetinizi kayınvalidenizin hazırladığı şık bardaktan, afiyetle içerken, ben de kayınvalidenizden aldığım tarifle, anlatmak istiyorum:

LOĞUSA ŞERBETİ

Malzemeler:

İstediğiniz kıvama göre 3 veya 4 lt Su (15-20 Bardak Su)
5 su bardağı Toz Şeker
Loğusa Şekeri (Pastane,Şekerci veya Aktarlarda satılır.)
10 Adet Karanfil
3-4 Kabuk Tarçın

Yapılışı:
Büyük bir tencereye su, şeker ve loğusa şekeri konularak, yarım saat kaynatılır. Karanfil ve Tarçın temiz bir tülbent içerisine bağlanarak atılır. Bu şekilde kaynatmaya devam edilir. Tadı istenen kıvama geldikten sonra hepsi süzülerek isteğe göre sıcak ya da soğuk ikram edilir.
Loğusa Şerbetinin yanında tuzlu pasta, tuzlu kurabiye veya tuzlu poğaça ikram edilir.

Pekala, Evet Anne Hanım beğendiniz mi Loğusa Şerbetinizi? Size Afiyet Olsun.

Bu arada, Kayınvalidenizin Ellerine Saglik, Kayınpederinizin
Kesesine Bereket.

Mutfaktan apar topar çağırıldığınıza göre, bebeğiniz acıkmış olmalı yine…
Bebeğinizin temel ihtiyaçlarını karşılayıp, uyuttuktan sonra sizi yine mutfağa alalım mı? Diğer sürprizleri görmediniz çünkü…

Evet, biliyorum, midenizde yer kalmadı…O halde biraz acıkınca biz size getiririz…İster yatak odanıza, ister bebeğinizin odasına, isterseniz salondaki keyif koltuğunuza…Sırada ne mi var?...

Biraz önce siz bebeğinizi uyutmaya çalışırken, kapınız çaldı ve apartmanınızdan çok sevdiğiniz bir komşunuz, elinde tenceresiyle geldi. Kendisi Güney yörelerinden güzel bir adetini yine sizin için hazırlamış ve getirmiş. Adı ''Kaynar''. Tıpkı Loğusa Şerbeti gibi doğumdan sonra gelen konuklara ikram ediliyormuş. Anneniz ve Kayınvalidenizin tüm ısrarlarına rağmen içeri girmek istemedi. Siz ve bebek biraz olsun dinlendikten sonra geleceğini söyledi.

Çok sevdiğiniz komşunuzu kırmamak adına içeceğinizin farkındayım ama çevrenizdeki bütün bu insanlar sizin MUTLULUĞUNUZ için bir şeyler yapmaya çabalıyor. Bu koca dünyada yalnız olmadığınızı ve sevildiğinizi bilmek, özellikle doğum sonrası bunalım ve yorgunluğunuzu atlatmanızda faydalı olacaktır.

Evet, bebeğiniz uyuyup siz de salona keyif koltuğunuza geçtiğinize göre, size ufak bir bardak Kaynar ikram edelim ve ben de komşunuzdan aldığım tarifi vereyim:

KAYNAR

Malzemeler:
1 lt. su
100 gr. Karanfil
100 gr. Kabuk Tarçın
100 gr. Kök Bahar
100 gr. Topak Bahar
½ kg. Şeker
250 gr. Ceviz içi ( Diri dövülmüş.)

Yapılışı:
Büyük bir tencereye su ve diğer baharatlar ( Karanfil + Kabuk Tarçın + Kök Bahar + Topak Bahar ) bir tülbent içinde tencereye atılır. Kaynamaya bırakılır. Yarım saat kaynadıktan sonra şeker ilave edilir. Biraz daha kaynatıldıktan pişirme işlemi tamamlanır. Misafire, büyük fincanda sıcak ve üzerine dövülmüş ceviz serpilerek ikram edilir.

AFİYET OLSUN…
Komşunuzun Ellerine Saglik ve Kesesine Bereket

Laf aramızda, komşunuz Kaynar konusundaki fikrinizi çok merak ediyor.
Bu kadar çok tatlıdan sonra sürekli su içme isteği duyuyorsunuz herhalde…
Afiyet Olsun…BEBEĞİNİZE YARASIN…

Bu kadar modern hayatla iç içe olmanıza rağmen, yaşadığınız bu dönem, uyguladığınız eski zaman adetleri size ne kadar uzak ve şaşırtıcı geliyor, değil mi?

Şimdiye kadar, hiçbir şekilde iç işlerinize karıştırmadığınız aileleriniz bir anda her şeyin içinde var olmaya başladılar. Geçmişte alay ettiğiniz eş dost komşu kız ve gelinlerinin yaptıkları adetleri yapmaya başlamanız çok da hızlı oldu değil mi?

Etrafınızda eşinizi arıyorsunuz, size destek olsun diye ama bulamıyorsunuz nafile…Şimdiden kalabalıktan sıkılmış ve evden dışarı zor atmış kendisini…Unuttunuz mu, evden çıkarken istediğiniz bir şey olup olmadığını sordu. Sadece kadınların olduğu bir ortamda çok bile kaldı.


Yeni baba eşiniz de çok zor bir dönem geçiriyor. Mutlu evinde karısıyla başbaşayken, bir anda evinin düzeni değişiyor, eve bir anda anneler, kayınvalideler ve yabancı bir yardımcı dahil oluyor!

Üstelik evine devamlı giren çıkan insanlar ve ikramlar...

Uykusuzluktan ve yorgunluktan bitap bir eş ve ağlayan, gazlı bir bebek, ve kendini güçlü zanneden ama elinden hiç bir şey gelmeyen çaresiz bir yeni baba!!!


Hay Allah, şimdi de bebeğiniz ağlıyor ve bir yerlerde bir zil çalıyor. Bu cep telefonu sesi ! Sinirlenmek üzeresiniz; ''Tüm ev halkını cep telefonlarını kapamaları veya bebeğinizden uzak tutmaları konusunda uyarmıştınız. Bebeğinizin Radyasyondan etkilenmesini istemiyorsunuz.'' Ancak bu cep telefonu değil evinizin yeni kapı zili…

Unuttunuz mu? Bebeğiniz sesten etkilenmesin diye kapınızın zilini değiştirmiştiniz. Bu arada, anneniz bebeğinizi kapmış, size emzirmeniz için vermeye çalışıyor. Kapı açılıyor. Fazla tanımadığınız bir komşunuzla göz göze geliyorsunuz.

Elinde bir sürahi, içinde anlamadığınız bir sıvı ile size gülümsüyor. ''Hayırlı olsun kızım. Allah analı babalı büyütsün evladınızı. İyi günlerini görün inşallah.'' dedikten sonra, içinde ''Isırgan Otu Suyu'' olduğunu söylediği sürahiyi size doğru uzatıyor. Söylediğine göre süt yaparmış…Yine şaşkın, elinizde bebeğiniz teşekkür ediyorsunuz. Komşunuz ''Sütünle kal'' dedikten sonra, içeri girmeden gidiyor.

Anneniz ve Kayınvalideniz komşuluk ilişkilerinize hayret ve memnuniyetle bakarken, siz diğerleri ile fazla samimiyetinizin olmadığını, sadece merhabalaştığınızı belirtiyorsunuz. Annenize sütünüzün az olduğunu komşularla paylaşıp, paylaşmadığını soruyorsunuz.

Cevabı kayınvalideniz veriyor: Tüm bunların iyi niyetli komşularınızın, eski adetlerimizi yerine getirme çabalarından kaynaklandığını söylüyor… Hadi bakalım! Annem ve kayınvalidem şimdi de birbirlerinin avukatlığını mı yapmaya başladılar diye düşünürken, aklınıza Amerika’da yaşayan arkadaşınızın anlattıkları geliyor.

Yaptıkları doğumlardan sonra, ne kadar yalnızlık çektiklerini, kapı zili duyabilmek için ne dualar ettiklerini hatırlayıp, Türk yardımseverliği için gülümsüyorsunuz.

Bebeğinizi emzirmek için odanıza yöneldiğinizde, sütünüzün artmış olabilmesi için dualar ediyorsunuz. Hastanede doğum yaptıktan sonra, doktor ve hemşirelerin, sütten önce ilk iki üç gün KOLOSTRUM denen sarı bir maddenin geleceğini, az olmasına rağmen bebeğinizi doyuracağını söylediğini hatırlıyorsunuz.

Kendinize ''Endişe etmemeli, sakin olmalıyım… Benim de sütüm gelecek ve en az 6 ay bebeğimi emzireceğim'' moralini verdikten sonra, yeni hedefinizi belirliyorsunuz: ''Huzurlu ve sakin bir Emzirme Dönemi geçirebilmek, hiçbir şeyin moralinizi bozmasına izin vermemek ve fırsat bulabildikçe bebeğinizle birlikte uyuyabilmek…''

Evrene gönderdiğiniz iyi enerji ve inancınız ile bol sütünüz olacaktır…Kazasız belasız ilk günü atlattıktan sonra, her şey düzene girmeye başlıyor. Anneniz ilk geceyi sizinle geçireceğini söyleyip içinizi rahatlatırken, kayınvalideniz ertesi gün yine geleceğini söyleyip evden ayrılıyor.

Anneniz bebeğinizle ilgilenirken, evin günlük işleri için de bir yardımcınızın olmasına şükrediyorsunuz. Yardımcınızı bebeğiniz gelmeden önceki ay işe başlatmakla doğru bir karar verdiğinizi düşünüyorsunuz. Doğum öncesi evinizin düzenini aldığı için zorlanmıyorsunuz.

Bu arada, Akşam Yemeği için; evdeki yardımcınız eski patronu Meltem Adullahoglu 'ndan ogrendigi ''PEYNİR SUFLE'' ile size supriz yapmış. Tarifi oldukça kolay ve yapılışı çok basit ve pratik olan Peynir Sufle’nin sunumu da çok şık. Herkes çok meşgul ve yoğun olduğu için, yardımcınız da hemen yapmış. İnanılmaz lezzetli. Siz afiyetle yerken ben de Yardımcınızdan aldığım tarifi vereyim:

PEYNİR SUFLE

Malzemeler:
750 ml Süt
2 adet Yufka ( Yufkalar çok büyük olmasın.)
300-400 gr. Kaşar Peyniri ( Damak tadına göre Eski Kaşar Peyniri de olabilir.)
100 gr Tereyağ ( Damak tadına göre 125 gr veya 75 gr Tereyağ da olabilir.)
2 adet Yumurta

Yapılışı:

Dikdörtgen veya kare bir Borcam veya Fırın Kabına, 750 ml süt konur. 2 adet yufka ince ince doğranarak sütün içerisine eşit bir şekilde dağıtılır. 350 gr Kaşar Peyniri rendelenerek eşit bir şekilde Süt-Yufka karışımının üzerine dağıtılır.100 gr Tereyağ rende veya ince kıyılarak karışımın üzerine konur. Peynir Sufle hazırlandı bile…

Akşam yenecek Peynir Sufle sabahtan veya bir gün öncesinden hazırlanmalı ve fırına konana kadar buzdolabında bekletilmelidir. Buzdolabından çıkarılan Peynir Sufle’nin üzerine 2 adet Yumurta çırpılarak konur ve 180’C ısıtılmış fırına sürülür. Peynir Sufle’nin üzeri tamamen kızardıktan ve altı piştikten sonra fırından çıkarılarak kare dilim kesilerek servis yapılır.
AFİYET OLSUN...

Yardımcınızın Ellerine Sağlık, Eşinizin ve sizin Kesenize Bereket…

Anne Hanım, artık size de iyi geceler…

Fakat o da ne!!! Uyumak ne kelime...Mutfaktan gürül gürül sesler geliyor.

Homurdanarak mutfağa gidiyorsunuz. Kapalı mutfak kapısı ardından, anneniz ve kayınvalideniz, ağlayan gözlerle bakan yardımcınıza bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar ve her ikisi bir ağızdan;
Kızım bulaşık deterjanı kullanmayın lütfen, hepsi aynı, kanserojen onlar...'' diye söylenip duruyorlar...

Önce derin bir nefes alıyorsunuz ve anneleri mutfaktan çıkarıyorsunuz.

Annelere; Tüm uyarıları önce kendinizle konuşmalarını rica edip, talimatları yardımcınıza kendinizin vermek istediğinizi belirtiyorsunuz.

Öte yandan, yardımcınıza zaten bebeğinizin tüm tertibatının mutfakta ve banyoda SAF BEYAZ SABUN ile yapılacağı talimatını verdiğinizi belirtiyorsunuz. Hatta, bebeğinizin zaten tüm giysilerinin, kendinizin emzirme iç çamaşır ve geceliklerinizin de saf beyaz sabunla yıkandığını ve devamlı denetlediğinizi anlatıyorsunuz.

Bu arada kayınvalideniz ve annenizin, bebeğiniz için hazırlattığı ''Tülbent Kusmuk Bezleri'' nin de saf beyaz sabunla yıkandığını ilave ederek, iyi geceler dileklerinizle artık yatmaya gidiyorsunuz...

Evde, bebeğinizle birlikte ikinci gününüzde, sabah odanızda algılamakta zorluk çektiğiniz bir takım seslerle uyanıyorsunuz. Geceyi uykusuz geçirdiğiniz için, eşinizin işe gitmek üzere yaptığı hazırlıklara, sessiz olmadığı için sinirleniyorsunuz. Bir dönem odalarımızı mı ayırmalıyız diye düşünüp, hemen bu düşüncenizden utanıyor ve vazgeçiyorsunuz.

Eşiniz de sizinle aynı dönemi farklı ıstıraplarla atlatıyor ve kendisini yeterince iyi ifade edemiyor çünkü...

Eşiniz hazırlanıp 'Ben çıkıyorum' dediğinde ise zor bela ayağa kalkıyorsunuz.

Dikiş yerlerinizin acısı veya gaz sancınız değil, uykusuzluğun sizi bitirdiğini fark ediyorsunuz.Eşiniz size 'Yat, dinlen, geçirmene gerek yok, ben kendim çıkarım' demesine rağmen eşinizi yolcu etmek için çabalıyorsunuz.

Üstelik, evlenmeden önce, annenizin size verdiği nasihati hatırlayarak, yüzünüzü buruşturma modundan gülme moduna geçirmeye çalışıyorsunuz. Şöyle demişti anneniz: ''Kızım, şartlar ne olursa olsun, isterse evinde 3 hizmetçi olsun, işe giderken eşini güler yüzle sen uğurla, iş dönüşü de güler yüzle sen karşıla. Hem eşine olan saygını gösterirsin, hem de evinin bereketini arttırırsın…''

Eşinizi yolcu eder etmez, bebeğinizi annenize emanet edip, Süt Sağma Makinesi ile fazla sütünüzü mutlulukla sağıyor ve dolaba kaldırıyorsunuz. Hemen bir bardak süt ile su içip, bebeğinizin emzirme saatine kadar uyumak üzere odanıza gidiyorsunuz.

Ve...yine sessiz bir kargaşayla uyanıyorsunuz. Neyse ki bebeğiniz uyuyor. Gaz sancısıyla karnınızı tutarak kalkıyorsunuz. Ev kapısı açılmış, anneniz yakın gözlüğünü takmış, su servis elemanına su damacasını ters döndürmüş, altında bir şeyler arıyor ve hararetle bir şeyler anlatmaya çalışıyor.

Sizin geldiğinizi görünce elinize bir bilgisayar çıktısı tutuşturuyor yine:

Konu: İçme suyu alırken dikkat edilmesi gereken önemli bir bilgi:

SU DAMACANALARI OLDURUYOR...

Bir dahaki sefer su satın alırken evinize gelen plastik damacananın altına dikkatlice bakın.Eğer damacananın altında üçgen geri dönüşüm logosu içinde 3 veya 7 rakamını görüyorsanız bu damacanalar sağlığınız açısından tehlike yaratıyor anlamına geliyor.

Bu geri dönüşüm işareti, damacananın yüksek oranda kimyasal madde içerdiğini gösteriyor. Özellikle de vücuda iki kat daha fazla zarar veren 'Biesphenol A' ( BPA ) maddesinin yüksek olduğunu gösteriyor.

BPA olarak da bilinen 'biesphenol A' kalp sağlığınızı bozuyor ve diabet riskini iki kat arttırıyor. ABD'deki Peninsula Tıp Fakültesi'nde yapılan araştırmalar, BPA'ların karaciğer rahatsızlıklarıyla da bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.

İngiltere Gıda Standartları Enstitüsü'nün açıklamasına göre gün içinde almış olduğunuz BPA miktarının vücut ağırlığınızla dengeli bir uyum içinde olması gerekiyor. Sahip olduğunuz kilo başına günde 50 mikrogram kimyasal madde 'normal değer' olarak kabul ediliyor.

Yani eğer vücut ağırlığınız 60 kilogram ise gün içinde alabileceğiniz en üst limitin 3000 mikrogram olması gerekiyor. Bu rakamın üstüne çıktığınız anda kalp, diabet ve karaciğer riskiniz iki kat artıyor. Yüksek kolesterol, kan şekeri düzensizliği, yüksek kan basıncı, kanser ve nörolojik problemlerle de bağlantılı olduğu düşünülen BPA'nın vücuda zararı araştırılmaya devam ediliyor.

Amerika'da sağlıklı insanlar üzerinde yapılan araştırmalarda altı yaş üstündeki her on kişiden dokuzunun risk taşıdığı ortaya çıktı.Çünkü gün içinde kullandığınız birçok plastik malzeme BPA içeriyor. BPA kimyasal maddesi bebek biberonundan plastik şişelere kadar yüzlerce plastik malzemede bulunuyor.

Konserve kutuları ve hatta CD'ler de buna dahil. Eğer suyunuzu damacana veya şişeler içinde alıyorsanız altındaki üçgen logonun içinde '1' rakamı olmasına dikkat edin. 1 rakami damcananın BPA içermediğini gösteriyor.

Siz suyunuzun parasını ödüyor ve annenizi yine salona alıyorsunuz.

Anneniz evine ''DIONE Home Su Arıtma Cihazı'' ( 0212 273 16 16 ) almış, sizin almanız için de ısrar ediyor. Özellikle meyve ve sebzelerin yıkanmasında çok pratik olduğunu belirtiyor. Siz oturduğunuz sitede zaten Su Arıtma Cihazı olduğunu ve su numunelerinizin belli aralıklarla HIFZI SIHHA 'ya gönderildiğini, dolayısıyla ihtiyacınız olmadığını anlatıyorsunuz.

Ona sarılarak artık rahatlamasını rica ediyorsunuz. Karnınızı tutarak yatağınıza gidiyor ve bebeğinizin biraz daha uyuması için dua ediyorsunuz. Uyandığınızda, ''Allah dualarımı kabul etmiş, bebeğim hiç uyanmadı'' diye düşünürken, aslında bebeğinizin uyandığını ama annenizin sizin sabah sağdığınız sütünüz ile bebeğinizi beslediğini öğrenip mutlu oluyorsunuz.

Bu arada da boşalan biberonu Sterilizatöre koymalarını tembih etmeyi unutmuyorsunuz.Bu arada kayınvalidenizin geldiğini ve annenizle birlikte hararetli konuştuğunu anlıyorsunuz. Kendinizde dikiş ve gaz sancısı, onlarda da başka bir sancı olduğunu fark ediyor, nedenini öğrenmeye çalışıyorsunuz.

Size bir şey söylemeye çabalıyorlar ama söyleyemiyorlar. Karnı doymuş bebeğinize şefkat gösterip, uyuttuktan sonra yanlarına gidiyorsunuz. Siz keyif koltuğunuzda, sizin için hazırladıkları, şekersiz kuru kayısı ve kuru üzüm kompostonuzu içerken ''bu da mı süt yapıyormuş'' diye soruyorsunuz.

Kayınvalideniz bu kompostonun şekersiz işe yaramayacağını ama doktor korkularından şeker koyamadıklarını söylüyor. İkisi birbirlerine manalı bakıyorlar. Belli ki korkuları doktor değil, zaten konu da bu değil…

Kayınvalideniz konuya giriyor: ''Bebeğe ismini kim koyacak'' diye soruyor. ''Bebeğin ismini hastanede hatta daha doğmadan karnımda koyduk ya'' diyorsunuz.

Bu sefer anneniz lafa giriyor: ''Her şeyin bir usulü var kızım''.''Pekala bebeğimize ismini babası koysun o zaman'' diyorsunuz.

Kayınvalideniz ''Tamam kızım, babası koysun ama dini bir tören istemezmisin?'' diye soruyor.''Ne töreni, neden ben karar veriyorum ve neden babasına da sorulmuyor? diye merak ediyorsunuz...

Kayınvalideniz; ''Kızım, senin kocan benim de oğlum. İkimiz de yakından tanıyoruz onu. Kendisine sorarız tabii ama dahil olmak istemezse bile biz senin dini tören yapmanı arzu ediyoruz'' dediklerinde, ''Ad Koyma Töreni'' ni anlatmalarını, öğrendikten sonra eşinizle birlikte karar vereceğinizi söylüyorsunuz…