Ayşe Özyılmazel - Sabah

Ayşe Özyılmazel - 15 Mart 2010 - Sabah

Mutlu olmaktan başka yapacak bir şey...AYŞE ÖZYILMAZEL
Uzun zamandır okuduğum en etkili, en gerçek yazı. Radikal yazarı Kaan Sezyum geçtiğimiz günlerde kaybettiği sevgili eşinin ardından yazmış. Bütün hafta sonu bu yazıyı başa sara sara okudum. Bugün Kaan Sezyum'un 'Hayat ve Anlamı' yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum. İçindeki hüznü, acıyı, serinliği, onun üzüntüsüne rağmen kabullenişini... Yazısı şu bir oda, bir salon köşeme sığamayacak kadar uzun olduğundan affına sığınarak, bazı yerlerini çıkartmak zorunda kaldım. Orijinalini internetten bulabilirsiniz. Sadece okuyun ve kendinizle kalın...

HAYAT VE ANLAMI
"Geçen haftadan beri hayatımın pek bir anlamı yok gibi geliyor. Ne yazılarımı okutacağım birisi ne sabah güldüğümüz birisi ne de balkonda kuşları yemlediğimiz birisi var yanımda. Yok yani. İşin en fenası da bu yok oluşun, tam anlamıyla bi yok oluş halinde gerçekleşmesi oldu. Gayet güzel kahvaltı ederken, birlikte Türk kahvesi için tek bir sigarayı ortaklaşa tüttürürken birden akşam oluyor, evde kimseler yok. Çat! Şimdi evde iki kişi kaldık. Kedimiz Tortor da bu vesileyle üzerime kaldı. Yokluk kendisini zamanla hissettiren bir şey. Varken olanı hissetmiyorsunuz, yokken de olmayanı hissediyorsunuz, garip. Kısa sürede çok üzüldüm. Üzülmemin sebeplerini düşündüm biraz. İnsan çok sevdiği birisini kaybedince (bence) birkaç şeyden dolayı üzülüyor. Ben artık onunla bi şeyler paylaşamayacak olmama üzüldüm. Kumda kendisini temizleyen bir serçe, suyun dibinden giden bi balık sürüsü gördüğümde artık gösterecek kimsem yok. Çok yalnızım. Ama arkadaşlar iyidir, beni yalnız bırakmıyorlar. Yalnız kaldığınız her an bi takım anılar çıt çıt ya da güm güm şeklinde kafanızın içinde patlayıveriyor. Geceleri uyumak çok zor. İçki de içmediğimden, uyumak için alternatif tıbbın tüm bileşenlerini devreye sokuyorum.

KAYBOLMUYOR...
Gözlerimi bilinçli olarak kapatmak istemediğimden yapılabilecek en sıradan şeyi yapıp TV'ye bakarken ekran karşısında sızıyorum. Sabah kalkış kısmı daha fena. Uyandıktan sonra yatak keyfi diye bir şey yok. Zaten yatakta keyif yapacak bi şey de yok. Sabahın köründe kargalarla birlikte oturup bok yemeye başlıyorum ben de. Ne yapalım, hiçbir şeyi değiştiremiyoruz ne de olsa. 'Hayat devam ediyor' filan diyorlar ama benim için aslında hayat pek devam etmiyor şu sıralar. Neyi devam etsin? Benim için hayat yeniden başlıyor şu anda sanırım. Hem de sıfırdan. Sevindiğim şeyler de var. Son bir yılı reklam acansındaki işimden ayrılıp evde Nursel'le birlikte geçirmiş olmamız beni en çok rahatlatan şeylerden biri. Ortalama insanlardan çok daha fazla birlikte ve mutluyduk son bir yıl içinde. Evde sabahtan akşama oturup, ağaçlara bulutlara, Tortor'a bakıp gülüyorduk. Çok mutluyduk, gerçekten. Çoğu insanın yaşayamayacağı kadar mutluluk yaşadım son bir senede. Ne yazık ki mutluluk da elektrik gibi bir yere istiflenmesi zor bi duygu. Şimdi o mutluluk anları anı olarak suratıma kapanıyor. Yalnızlığın bir başka karanlık tarafı da ortaya çıkıyor böylece; karşılaşmalar. Sabahtan akşama çevremdeki birçok şeyde birlikte yaşadığım, eğlendiğim ve mutlu olduğum insanı görüyorum ister istemez. Neyse ki şimdi kendisini Heybeli'ye bıraktık. Bir süre sonra o da adanın bir parçası olacak, Heybeli'ye her gittiğimde belki de enseme konan bir sinek, topraktan çıkan bir çiçek, ağacın tekinde ekşi bi erik ya da peşimden gelen yavru bi kedi olacak. Şimdilik beklemekte yarar var. Hiçbir şey kaybolmuyor, bu da bir gerçek...

YALNIZLIK SICAK DEĞİL
...Durum böyle olunca hayatın da anlamını görmeye başlıyorum ağırdan. Hayatımızın anlamı anılarımızmış, onu fark ediyorum bi kez daha. Güneş doğuyor, güneş batıyor, haberlerde saçma sapan şeyler, iş yerindeki sıkıntılar, kişisel çekişmeler filan acayip fasa fisoymuş, Bi kere daha ayılıyorsunuz. Ama narkozdan hızlı çıkmak da bi kafa yapıyor. Anlamsızlık içinde buluyorum kendimi sık sık. Evinde oturan ve yaşadığı hayatın bomboş olduğunu gören bir emekli gibiyim. Tek farkım, çok güzel yaşadım; geçen haftaya kadar da kazasız belasız geldiydik. Naapalım, piyango bu sefer bana çıktı, yarın başkasına çıkacak, sonraki gün de bir başkasına. Çekiliş hep devam edecek. ...."
 
Ayşe Özyılmazel'in yazısının devamı için tıklayın lütfen:
 
 
Kaan Sezyum'un 'Hayat ve Anlamı' (13.03.2010 - Radikal) yazısının tamamı için tıklayın lütfen:
 
 

Ayşe Özyılmazel - Sabah - 18 Mart 2010

Kadınların ve erkeklerin iyi olduğu işler!AYŞE ÖZYILMAZEL

İngiliz araştırmacılar, üşenmemiş araştırmışlar. 1200 kadın ve erkek üzerinde çalışmışlar. Sonra da açıklamışlar; şu hayatta kadınların ve erkeklerin iyi olduğu işler nelermiş? Bayılırız böyle araştırmalara. Elin adamı yememiş içmemiş araştırmış, bizi de bilgilendirmiş nasıl bayılmayalım. Bakın araştırmadan neler çıkmış. Efendim şöyle... Kadınlar toplantı ayarlama, trafik polisini ceza kesmemeye ikna etme, gömlek ütüleme, iğneyi ipliğe geçirme, tartışma kazanma gibisine konularda iyiymiş.

AJANLIKTA BİR NUMARAYIZ
Ya erkekler? Onlar da musluk tamiri, ampul değiştirme, çadır kurma, harita okuma, kullanma kılavuzu okuma ve elektronik aletleri çözmede iyilermiş...
Sadece bu kadar mı? Gündelik hayatta başka ne marifetlerimiz var, nelerde nelerde iyiyiz, süperiz. Bakın yazıyorum.

Önce kadınlar...

* Ajanlıkta bir numarayızdır maşallah!
* Cep telefonu e-mail, facebook şifrelerini çözmekte her türlü güvenlik sistemine rağmen kadınların iddiası sürmektedir.
* Başka kadının kokusunu almakta üstümüze yoktur. Hatta potansiyel tehlikelere uyanıp onları imha etmekte de başarımız göz ardı edilemez.
* Erkeklere damardan girip parmağımızda oynatmakta da kadınlar pek iyidir. Adamın zayıf noktasını bulup istediklerini yaptırmak ayrı uzmanlık alanlarıdır.
* Erkeği övüp övüp adama; 'Ben neymişim be' dedirtmek gelmiş geçmiş en iyi olduğumuz işlerdir.
* Bir köye bile gitseler, kadınlar oranın en iyi falcısını bulmakta fevkalade başarılıdır.

SU UYUR KADIN UYUMAZ
* Kadın kadına sohbetlerde birbirlerine gaz vermekte başarılıdırlar.
* Kuruntu, takıntı ve komplo teorileri üretmekte de gayet iyiyizdir.
* Halkla ilişkiler hadisesinin her dalında bizden iyisi yoktur.
* Adam nefes bile almadan maç izlerken ona saçma sapan sorular sormakta da bir numarayızdır hani.
* İntikam almak konusunda bizden iyisi yoktur. İster soğuk soğuk intikam alırız ister sıcak sıcak. Erkek
kısmı intikam işlerine üşenir, biz asla!
* Gizli iş çevirme olayında da erkekler elimize su dökemezler. Detay detay düşünür ince ince çalışırız.
* Başkalarına iş yaptırmakta da bizden iyisi yoktur. Elini sıcak sudan soğuk suya sokmayan tipleri bile kukla edebiliriz.
* Özel günleri hatırlamak, dostlara sürpriz yapmak, hediyeler almakta da iyiyizdir.
* SMS'i destanlar yazmak için kullanmakta da tekizdir. Hiçbir erkek SMS hadisesinde bizi geçemez.
* Karşımızdaki haklı bile olsa gözyaşlarımız eşliğinde adamın bünyesinde vicdan azabı yaratmakta da her daim liste başıyızdır.
* Son olarak; ezberimiz ve hafızamız her zaman erkek kısmından iyidir. Su uyur, kadın uyumaz. Hayat unutur, kadın unutmaz!

BAVUL TAŞIR, HESAP ÖDER!
Şimdi erkekler...
* Cadaloz, çirkef, saç baş yolduracak kadın bulmakta onlardan iyisi yoktur.
* PlayStation turnuvası düzenlemekte ve PlayStation oyunlarında iyidirler.
* 5 gün evden çıkmamak ve mutlu olabilmekte erkekten iyisi yoktur. 5 gün boyunca televizyonları, kitapları, filmleri ve pizzalarıyla mutlu mesut yaşayabilirler.
* İki şort iki tişörtle 15 gün tatil yapabilmek erkeklerin büyük başarılarından biridir.
* Araba kullanmakta, park etmekte ve yön bulmakta genellikle iyidirler.
* Her şeyi bildiklerini zannetmekte onlardan iyisi yoktur.
* Ego şişkinliğinde bir numaradırlar.
* Özel günleri unutmakta uzmandırlar.
* Bavul taşımakta, gece eve bırakmakta, hesap ödemekte erkeklerden iyisi yoktur.
Ayşe Özyılmazel'in yazısının devamı için tıklayın lütfen:
 
 

Ayşe Özyılmazel kimdir?

Ayşe Özyılmazel 24 Ekim 1979 yılında Oya Germen ve Tahir Nejat Özyılmazel (Neco) nun kızı olarak İstanbul'da doğmuştur. Zeynep Özyılmazel adında bir ablası ve Leyla Özyılmazel adlı bir kız kardeşi vardır.

 

AYŞE ÖZYILMAZEL

Sabah - 02 Aralık 2009

Kadınları mutlu eden durumlar-1

1. Manikür-pedikür, kaş, boya gibi türlü aktivitelerden sonra kuaförden çıktığımız ilk an.
2. Sevgilimizin kucağında uyuyakaldıktan sonra uyandığımız o muhteşem huzur veren an.
3. Diyet ya da spor yapmadan bir-iki beden küçüldüğümüzü fark etmek.
4. Uzun zamandır içine giremediğimiz jean'in cuk diye üzerimize oturması.
5. Kendi paramızı harcamak.
6. Çok klişe ama doğru; hoşlandığımız kişinin bize çok güzel olduğumuzu söylemesi.
7. Bizi terk etmiş eski sevgilimizin aniden arayıp özür dilemesi, geri dönmek istemesi ama bizim artık o tarakta bezimizin kalmamış olması. Egomuzu sevelim mi? Sevelim valla.
8. Hayranlıkla bizi izleyen bir çift göz (Ece'ye teşekkürler)
9. Kız kıza içmek, kız kıza tatile çıkmak, kız kıza evde oturup dedikodu yapmak.
10. Ele avuca sığmayan adamı adam ettiğimizi fark ettiğimiz o nadide an.
11. Sevgilisinin-eşinin bir numarası, prensesi olmak.
12. Boşandıkları adamın sonradan süründüğünü görmek. Haince ama dibine kadar gerçek bir mutluluk sanırım.
13. Bronz tenle giydiğimiz renkli elbiseler.
14. Babamızın bizimle gurur duyduğunu söylemesi.
15. Annemizin erkek arkadaşımızı beğenmesi.
16. Başarı, başarı, başarı.
17. Aşk.
18. Limitsiz kredi kartı ve İstinye Park. Ah keşkeeee...
19. Çikolata.

AYŞE ÖZYILMAZEL'in Sabah Gazetesindeki yazısının devamı için tıklayın lütfen:

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ozyilmazel/2009/12/02/kadinlari_mutlu_eden_durumlar1