BEBEĞİNİZ 32 HAFTALIK ve SİZ ENDİŞE DOĞURDUNUZ!!!
Evet…Gözünüz Aydın…32 haftayı geride bıraktınız ve geri sayım başladı…
Allah kısmet ederse, bebeğinizin 38 haftalık olmasına ve doğumunuza sadece 6 hafta kaldı.
Ancak sizde yine bir telaş farkediyorum.
Bebeğinizi doğurmadan önce yine bir ENDİŞE doğumu gerçekleştirdiniz herhalde …
Kucağınızda nur topu gibi bir ENDİŞE ile şaşkın etrafınıza bakınıyor, babasını arıyorsunuz.
Tamam, işte Endişe’nin babası KAYGI Bey de oradalar.
Tahmin edersiniz ki; KORKU ve PANİK de gelmek üzeredir.
Öncelikle derin bir nefes almalı ve sakin olmaya çalışmalısınız.
Bu durumda, ya evinize keyif koltuğunuza veya hava müsaitse temiz hava alabileceğiniz yeşili bol, sakin bir park alanına gitmenizi öneriyorum. Yanınıza sizi sıkmayacak ve neşelendirecek birilerini de alırsanız çok iyi olacaktır. Çok doğal bir durumla karşı karşıyasınız. Hamilelikten dolayı hormonlarınız yine en üst seviyeye çıkmış. Duygusal, hassas ve daha beklentilisiniz.
Bu gibi durumlarda verilebilecek en iyi fikir; profesyonel bir yardım almanız veya doğum öncesi kurs veya seminerlere katılmanız olacaktır. Ancak bunların hiçbirini istemiyorsanız; Çevrenize bir bakın ve insanların huzur arama ve rahatlama metotlarını inceleyin.
Bazı insanlar, bir anda Hacca gitmeye karar verip, beş vakit namaz kılmaya başlıyor ve huzuru bulduğuna inanıyor. Bazı insanlar ise Uzakdoğu felsefesi ile arınmayı ve huzur bulmayı umut ediyor. Yoga, Meditasyon vb. metotlarla huzuru bulduğuna inanıyor.
Bazı insanlar da, din değiştiriyor ve huzuru başka dinlerde arıyor.
Arama şekli farklı olsa da herkes ÇIKIŞ YOLU arıyor…Ve bu arayış sonucunda İNANÇ, AMAÇ ve HUZUR tekrar ortaya çıkıyor.
Son yıllarda, herkes ayakta kalabilmek veya standartlarını koruyabilmek adına çok mücadele vermiş ve kendini
hırpalamış durumda.Dolayısıyla kimse içinde büyüyen manevi boşluğu fark edememiş. O manevi boşluk iyice büyüyüp, yırtılmaya başladığında ise durumun ciddiyetini farkına varılmış. Hemen herkes bir arayışa geçmiş…
Huzur arayışı...
Sizin şu anda içinde bulunduğunuz durumda ise, manevi boşluktan ziyade, yeni hayatınızı bilememe veya hazır olamama gibi bir durum söz konusu olabilir.
Türk milleti olarak çocuklarımızı hala kendi başlarına bir birey olarak yetiştirmekte zorlandığımız için, doğurmadığımız çocuğun bile hangi okula gideceğinin planını yapıyor, ona geleceğini hazırlama derdine düşüyoruz. Eğer oturacak bir eve sahipsek, ikinci evi doğmamış çocuğumuz için istiyoruz. Doğmamış çocuğumuzun kolej ve üniversite parasını biriktirmek, ona meslek seçimini yapmak, hatta ona iş kurmak, düğününü yapmak, gibi sorumlulukların altına giriyoruz.
Dolayısıyla bir anda gözümüz açılıyor ve hayatımızda oluşabilecek değişikliklerin farkına varıyoruz. Artık karı koca hesapsız para harcamalar, sık tatiller, sık dışarıda yemekler, şık kıyafetlere zevkle harcadığınız paraları artık daha dikkatle çocuğunuzu düşünerek kısıtlama fikri bile sizi korkutuyor olabilir.
Hamile kalmadan önce bir çantaya yüklü bir parayı gözünüzü kırpmadan öderken, şimdi marketlerde bez fiyatlarını incelemeye başlamanız çok normaldir. Çocuğu olan arkadaşlarınıza, yıllık okul giderlerini, servis paralarını sormaya başlamanız normal değil tabii. Allah kısmet ederse, o günlere zaman var daha...
Bu arada, eminim yakın çevrenizden görüyor, duyuyor veya hissediyorsunuzdur. Bebeğiniz geldikten hemen sonra annelik dürtüleriniz üst seviyede olacağından, bir dönem eşinize de çocuğunuz muamelesi yapabilirsiniz.
Artık Balayı bitecek, karı-koca boyutundan anne-baba boyutuna geçeceksiniz.
İşte, şimdi karı koca birbirinize iyice kenetlenme ve anlayış gösterme zamanı…
Çünkü ilk şok ve uykusuzluklar atlatıldıktan sonra, yepyeni ve mutlu bir hayat sizi bekliyor olacak.
Hatırlayın ve İnancınızı tazeleyin lütfen; Bebeğiniz size ve ailenize şans, huzur ve bereket getirecektir...