En iyisinden TAKLİT ÇANTA ve SAAT... Mayıs 2010
İnsanlar kabul görmek için, bir marka olmak zorundalar mı? 
İlk defa gideceğiniz bir Restaurant’ta kabul görmek için iyi bir araba ile yanaşmanız zaten şarttı.
Haydi arabanız iyi ama siz hanımlar kullandığınız çanta nasıl acaba?
Bir Restaurant, Café veya Mağazalara girdiginizde servis elemanları ilk önce arkanızda bıraktığınız parfümünüzün kokusuna (Unutmayın pahalı kadınlar güzel kokarlar ve parfümlerine hiç acımazlar.) sonra da kullandığınız çantaya bakıyorlar…
Neyse tabii bu arada çantayı taşıma şekliniz de önemli… Bir süre önce “Mahalle İğnecisi” seklinde çantalar modaydı. Kutu gibi elde taşınırdı.
Daha sonraları ve halen büyük çantaları anneanne gibi dirsek içlerinde taşımak moda oldu. Ancak dikkat!! Çanta dirsekte taşınırken avuç içi yukarı bakacak ve parmaklara sanki oje sürülmüş de bir yerlere değmemeliymiş hissi verilecek…
Tabii bu arada söylememe gerek yok!! Çantanız mümkünse BİRKİN olacak ve Victoria Beckham gibi doğal taşınacak.
(Ünlü Oyuncu Jane Birkin, sepetle gezmektedir ve istediği gibi büyük boylarda çanta bulamamaktan şikayetçidir. Bir gün uçakta HERMES'in yöneticilerinden biri ile tanışır ve Jane Birkin için bu büyük boyuttaki çanta dizayn edilir.)

Ancak… Sosyetenin de kullandığı bir çok çantanın taklit olduğu ortaya çıktı biliyorsunuz. Kapalıçarşı KIYICI bu işte o kadar iyi ki, duyduğuma göre orjinallerden ayırt edilemiyormuş. Ve en iyi müşterileri de sosyetik hatunlarmış. 
Louis Vuitton Turkiye’ye yeni geldiğinde; Krem renkli Monogram Vernis ‘Brentwood’ için hanımlar sıraya girmişti. Hatta bir arkadaşım bu sıraya dahil olmamak adına bizzat Paris’e giderek kendisi almak istemişti. Ancak Chan she Lise 'Louis Vuitton'da yine sıraya girmek zorunda kalmıştı.
İşte o yıllarda eşimle bir Tayland gezimizde Bangkok'da Türk olduğumuzu söylediğimizde bizi özel bir yere götürdüler. (Adını daha sonra sizlere de vereceğim, şu anda kart yanımda değil.)
Karşımda en muhteşem halleri ile Louis Vuitton taklitleri, yanımda da en zengin halleri ile Türk Sosyetesinden sarışın bir hatun ve kızlarından bekar olanı duruyordu. Sarışın kızın annesine heyecanla:
"Anne bunların orjinalleri mağazada binlerce dolar, al taşıyabildiğimiz kadar" dediğini hatırlıyorum.
Her daim dergilerde poz poz fotoğraflarını gördüğüm bu anne - kızın taklit çantaları beni hep eğlendirmiştir.
Ancak bir türlü anlamamışımdır: İnsan TAKLİT ile kendisini mi kandırır, yoksa karşısındakini mi?
1999'lu yıllarda Amerika’da yaşayan bir arkadaşım, 1500 $ verip Bvlgari alyans aldığını söylediğinde, “delirdin herhalde” demiştim.
Ancak eşimin iyi bir Amerikalı müşterisi Türkiye’den Bvlgari taklidi körüklü yüzük, kolye ve küpe istediğinde ve eşimin de elinde çok ünlü bir kuyumcu kataloğu ile eve geldiğinde, dönemin modası olduğunu anlamıştım.
Yine aynı Amerikalı müşteriler bir kaç yıl sonra da Roberto Cavalli taklidi deri ve süet ceket, mont ve palto siparişi için katalog gönderdiklerinde, eşimin beni peşi sıra Kapalıçarşı'da çok ünlü bir dericiye götürdüğünde, yeni moda akımının Roberto Cavalli olduğunu öğrenmiştim.
Demek taklit sadece yurdum insanında değil, elin Amerikalısında da vardı.
Medya'nın durduk yerde İkoncan ilan ettiği EDA TAŞPINAR Yılbaşı ağacı gibi dolaşadursun, taklit giyindiği ortaya çıkmıştı.

Bir arkadaşım düğününde giyebileceği güzel bir ayakkabı bulamamıştı. Arkadaşı 'Seni Beyoğlu'nda, Eda Taşpınar'ın ayakkabıcısına götüreyim, 100 YTL'ye taklit ayakkabı yaptır' önerisinde bulunmuştu.
Yine aynı Eda Taşpınar, kumaşlarını kendi alıp, terzisine taklit kıyafet diktiriyordu. Vücudu güzel olduğu için, çuval giyse iyi duruyordu haliyle...
Ancak hala anlayamadığım neden TAKLİT?
Binlerce dolarlık bir çantanın orjinalini takamayacağı belli olan bir kadın, taklit takarak neden kendisini komik duruma düşürür?
Taklit merakını MELİS ALPMAN’ın 17 Nisan 2010 Kelebek’teki bir yazısı ile noktalamak istiyorum:
Melis ALPHAN Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Güzide ünlülerimiz Kıbrıs'ta 500 euro'ya çakma saat alıyor...
Gazeteden arkadaşım Cansu Çamlıbel KKTC seçimleri için gittiği Girne'de enteresan bir keşifte bulunmuş. Anlattı, ben de size anlatayım...
Bahsedeceğim şey, alışverişe meraklı ve yolu Kıbrıs'a düşen ünlülerimizin pek etrafta sesli dile getirmedikleri küçük bir sır. Bu ünlüler ve tabii diğerleri KKTC'ye adımlarını attıkları anda nereye koşuyorlarmış dersiniz?
Girne'nin merkezindeki çakma saatçilere.
Hep güzide ünlülerimizin pırlantaları, çantaları sahte mi diye tartışılıyor. Tartışma alanımızı genişletelim, saatlerini de katalım isterseniz. Girne'deki çakma saatçilerin sahipleri diyor ki “Magazin programlarında adaya geldiğini gördüğünüz aşağı yukarı herkes bizden taklit saat alıyor.”
Yalnız aklınıza Çin malı taklitler gelmesin. Bunlar inanılmaz taklitler. Saatten çok anlayan birinin dürbününü dayayıp incelediğinde bile kolaylıkla taklit olduğunu anlayamayacağı türde...
Neden?
Çünkü üreticisi, adı kaliteyle özdeşleşmiş, İtalyanlar.
İtalyanlar hazır giyimde kendi markalarını, lisans anlaşmalarını, logolarını saldırgan bir tutumla koruyor. Fakat aynı İtalyanlar İsviçre'nin başı çektiği saat piyasasını tehdit eden en kaliteli taklitleri üretiyorlar. Sonra da bunları KKTC'deki dükkanlarda satıyorlar.
Çünkü KKTC bir nevi “no man's land”, yani sahipsiz bölge... Bütün dünyada sertleşen yasalar taklit üretimini zorlarken, diğer tarafta Türkiye dışında kimsenin tanımadığı KKTC'de patent yasası olmadığı için burası taklit cenneti olmuş.
GARANTİ BELGESİ BİLE VERİYORLAR!
Girne'deki saatçilere girdiğinizde taklit saatleri rafta göremiyorsunuz. Özellikle sorarsanız “Yalnız bizdekiler kaliteli, biraz pahalıdır” diyor ve tezgahın altından büyükçe bir Bond çanta çıkarıyorlar. Çantanın içinde Franck Muller, Patek Philippe, Breitling, Rolex, Cartier saatlerin acayip başarılı taklitleri... Rolex'ler yoğunlukta, aşağı yukarı her modeli var; sadece antikacılarda bulabileceğiniz 1950-60 model vintage Rolex'lerin çakmaları bile çıkıyor çantadan.
Her biri 500 euro. Çin'de ya da New York'taki Çin Mahallesi'nde çakma Rolex'i 20 dolara alırsınız. Ama taklit var, taklit var. 15-20 bin euro'luk bir saatin çok iyi bir taklidine 500 euro fiyat biçilebiliyor KKTC'de.
Zaten müşterilerinin hemen hepsi hali vakti yerinde, kollarındaki saatin sahte olduğuna ihtimal verilmeyecek insanlar. Aynen etrafınızdaki herkes bir Hermes çantaya verecek paranız olmadığını biliyorsa, sahte Hermes takmanın hiçbir manası olmadığı gibi. O hesap.
ıngilizler hiç pazarlık yapmıyor, bir gelişlerinde 3-5 saat birden alıyorlarmış. Kimi fanatik müşterileri yeni bir saat piyasaya çıkar çıkmaz sipariş veriyormuş.
Saat 500 euro ama öyle bir taklit ki düşünün, camı 150 dolar, yanında bir yıllık garanti belgesi de veriyor, “Bir sıkıntınız olursa arayın” diyorlar. Çakmaya böyle hizmet, bravo doğrusu.
Benim en çok ilgimi çeken şu oldu...
İstanbul'da saat koleksiyoneri bir müşterileri varmış, bu çakmaları o kadar başarılı buluyormuş ki bir seferinde kendisine 25 saat birden hazırlanıp yollanmış.
Vay be.





















Yorumlar
En ucuz ve en şık çantalar burda.,
www.cantakulubu.com
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.