''İlk Tırnak Kesme Seremonisi''

İLK TIRNAK KESME SEREMONİSİ

Gözünüz aydın…Nihayet, bebeğinizin düşen göbek bağını ne yapacağınıza karar verdiniz.


Bugün yeni bir başlangıç daha sizi bekliyor:

Bebeğinizin minik el ve ayaklarının, mini minnacık tırnakları ilk defa kesiliyor.

Ancak anladığım kadarıyla siz de bu sabah evinizde manikür, pedikür ve ıvır-zıvır işlerinizi yaptırmışsınız. Elleriniz şiir gibi maaşallah. Teşekkürler, sağlıkçı kimliğime ve zevkime güvendiniz.


İstanbul Anadolu Yakasında, sizin için önerdiğim Güzellik ve Manikür-Pedikür Uzmanı GÜLŞEN Hanım (0542 415 59 06) ile kendi evinizde rahat rahat çalıştınız. İddia ediyorum; Kendisi Anadolu Yakasının bir numaralı manikür-pedikür uzmanıdır.

Bu arada evinize gelen ev halkı telaş içerisinde bir o yana, bir bu yana koşuşturup duruyor.Ve siz yine şaşkınsınız. Bu telaşın ve kalabalığın nedenini anlamaya çalışıyorsunuz.


Dün gece yatmadan önce en son kiminle ne konuştuğunuzu hatırlamaya çalışıyorsunuz. Bebeğinizi uyutmadan önce, tırnaklarının kesilmesi gerektiğini fark edip bunu annenizle paylaştığınız aklınıza geldi.

Anneniz
''Aman kızım, sakın ha gece tırnak kesme, uğursuzluk getirir, yarın gündüz gözüyle kesersin.
'Gecenin hayrı, gündüzün şerri'
demişti!''
 

Demek anneniz vakit kaybetmeden kayınvalidenizi aradı ve bebeğinizin tırnak kesme ekibi tamamlandı.
İyi ama ev halkı bebeğinizin tırnaklarını kesemeyeceğinizden mi endişe duyup toplandı?


Salondaki masanın üzerine yine en güzel örtüler serilmiş, üzerine bebeğinizin tırnak makası, mendil, steril gazlı bez, dezenfektan, ilk defa gördüğünüz içi para ve altın dolu şık bir kese, fotoğraf makinesi ve kamera hazır bekliyor.

Figüranlardan Anneanne, Babaanne, teyze, hala, yenge…yine bir film çeviriyor ama siz sessizce izliyorsunuz…!
Ve…Başrol oyuncusu bebeğiniz tertemiz, mis gibi giydirilmiş geliyor. Bu arada siz de kendi kıyafetinize bakıyorsunuz! Ortama uyumlu olup olmadığınızı anlamaya çalışıyorsunuz. Neyse ki, kendi manikür-pedikür işleriniz sonrası, annenizin ısrarı ile kusmuklu-buruşuk loğusa geceliğinizi çıkarabilmiş, yorgun argın düzgün bir şeyler giyinebilmişsiniz.

Elinize tırnak makasını besmele ile tutuşturuyorlar. Bir sürü göz sizi izliyor. Üstelik paparazzi kılıklı biri de sizi kameraya çekiyor. Çok şükür son tırnağı da kestikten sonra bitecek bu tantana derken, bebeğinizin elini, en son masanın üzerinde gördüğünüz şık kesenin içine daldırıyorlar.

Bebeğiniz minicik eliyle kesenin içinden bir para yakalamış, tutmaya çalışıyor. Hep bir ağızdan sevinç çığlığı atılırken sizin o an düşünebildiğiniz tek şey; kese içindeki paraların kirli olduğu ve bebeğinizin bu paraları ellediği oluyor...


Anneniz, dezenfektana batırılmış gazlı bezle bebeğinizin tırnaklarını ve ellerini silerken, kese içerisindeki paraların yıkandığını, içinizin rahat etmesini söylüyor.
Ve kayınvalideniz elinize bebeğinizin aldığı parayı verip, iyi bir yerde saklamanızı söylüyor.

**Bebeğin kese içinden aldığı PARA;
Bebek erkek ise; büyüdüğü zaman kuracağı iş
sermayesinde,
Bebek kız ise; çeyizine kullanılacak ilk para olarak saklanmaktaymış.**


**Gerçekte bu geleneğin aslı: Bebek ilk tırnakları kesildikten sonra, eli babasının içi para dolu cebine sokulur, eline aldığı para büyüyene kadar ‘şans parası’ olarak sallanırmış. Büyüdükten sonra istediği yerde uğur parası olarak kullanırmış.**


Ancak, eşinize bu teklifle gidildiğinde, eşiniz batıl inanç olarak gördüğü için kabul etmemiş; ''Beni bu işlere karıştırmayın, kendiniz ne istiyorsanız yapın'' demiş. Ev halkı da bir
ret daha duymamak için size metazori ile yaptırmışlar.

Habersiz bir anda dahil olduğunuz bu tatlı seremoniden sonra, yine bebeğinizi anne sütü ve sevgiyle doğurma saatiniz geldi.

Yeni bir anne olarak bebeğinizi her doyurma işleminde seyretmeye doyamıyorsunuz değil mi?


Size huzurla sarılması, kucağınızda uyuması ve yine size gelen bir telefonla hayallerinizden sıyrılıyorsunuz. Memenizde uykuya dalan bebeğinizi huzurla yatırdıktan sonra telefonu alıyor ve bebeğinizin uyanmaması için salonunuza doğru gidiyorsunuz. Telefonun diğer ucundaki sesi duyunca yüzünüzde güller açtı yine.


Sizden kısa bir süre önce doğum yapan Gayrimüslim bir arkadaşınızın bebeğinin Kilisede yapılacak olan ''Vaftiz Töreni''ne davet edildiğinizi duyunca ne kadar da heyecanlandınız. Yalnız bu duruma ev halkı da çok heyecanlandı. Ve tam zamanı deyip size bir konuyu açmak için hazırlandılar.

Kayınvalideniz ve anneniz size bebeğiniz için ''Yeni Doğan Bebek Mevlidi'' yapıp yapmayacağınızı sordular.
''Eski adet bunlar, ben ve eşim istemiyoruz'' deyip yüzünüzü buruşturdunuz bile.

Onlar da karşı atağa geçtiler hemen. Size arkadaşınızın bebeği için ne kadar sevindiğinizi hatırlattılar. Nasıl
Yeni Doğan Hıristiyan Bebekler Dini Tören olarak Vaftiz Ediliyorsa, Yeni Doğan Müslüman Bebekler için de Dini Tören olarak Mevlid Okutulduğunu söylediler.

''İslam dininde Mevlit Töreninin Farz veya Sünnet olmadığını ama eski bir Türk Adeti olarak günümüzde hala bir çok ailenin bu geleneği sürdürdüğünü'' söylediler. Ama sizden hiçbir hareket ve ses gelmeyince;


''Tamam kızım belli ki istemiyorsun.O zaman biz de torunumuz için kendi evimizde Kur'an-ı Kerim okur veya okuturuz ''dediler.
Sizi üzmemek için de ısrar etmediler.


Yine de üzgün görünüyorsunuz. Dini inancınızın anne ve kayınvalideniz kadar kuvvetli olmamasına rağmen, sizi dinlemeyip bildiklerini yapmalarına mı bozuldunuz?


Aslında farklı bir bakış açısıyla; Sizin bebeğiniz, onların da sevgili torunları...Onlar Büyükanne rolüne o kadar güzel hazırlanmışlar ki; Dolayısıyla, Babaanne ve Anneannesinin torunları için arzuları ve hevesleri olması gayet normal. Bırakın da kendi evlerinde istediklerini yapsınlar. Alt tarafı torunları adına Kuran-ı Kerim okutacaklar. Mevlit Töreni Seremonisi yapmayacaklar ki…

Yoksa bilmediğiniz bir konuda, dinlemeden direkt resti çektiğinize mi pişman oldunuz? O zaman önce onları dinler, sonra da kararınızı verirsiniz.

Ancak içimden bir his bebeğiniz adına, evinizde bir Kur'an-ı Kerim okutmak istediğinizi ama abartılı bir şey istemediğinizi söylüyor. Kafanızda bir organizasyon planı yaptınız bile...Şimdi sıra kılık-kıyafette çünkü! Odanıza çıkıp aynanın karşısına geçip, hoşnutsuzlukla kendinize baktığınızı gördüm. Ne de çok kilonuz var değil mi?
Şimdi aynı aynaya tekrar bakın ve gerçek kendinizi görün lütfen. Doğumda annenin vücudu yenilenir, cildi ve gözlerinin içi parlar ve yüzüne de Nur (Nura) gelir. Tıpkı şu an sizde olduğu gibi...

( İlk vakit bulduğunuzda ''Burak Özdemir'' in ''Tanrı'nın doğum günü'' kitabında Aura=Nura ilişkisini, buna karşı tez olarak da ''www.kuranmuslumani.com'' sitesinde ''Neyzen Semazen'' in yazısını okumanızı tavsiye ederim...)

Neyse konuyu dağıtmadan size güzellik ve bakım konusunda ikinci bir önerim olacak.

Hemen haftada 2 saat ''Pilates''e başlıyorsunuz. Merak etmeyin spor salonuna gitmenize gerek yok. Sitede oturuyorsaniz eger önerim: Kendinize 7-8 komşu veya arkadaş bulun,

Anadolu Yakası için, isine oldukca hakim ''Neval Yaşar'' ( 0533 544 58 45 ) ''Pilates'' veya ''Aquagym'' için size zaman ayarlamaya çalışsın veya profesyonel birini önersin. Eğer yalnız isterseniz size özel ders de verebilir. Başladığınızın ertasi günü teşekkür için hemen beni arayacağınızı biliyorum. Minnettar kalacaksınız.

Ayrıca size evde ''Masaj'' için de güvenilir birini önerebilir.

Gelelim Avrupa Yakası, özellikle Etiler-Bebek hattı için işinde inanılmaz profesyonel biri; ''Ayten Altun''. Muhtemelen kendi gelemeyecektir ama profesyonel başka birini önerecektir.

Eveeeeet...Bugün daha çok sağlığınız ve güzelliğiniz için konuştuk.
Şimdi de sırada ''Bebek Mevlidi'' seremonisi var...Bir sonraki bölümde görüşmek üzere...